Rüyalardan Gerçeğe

Ali (Türkiye)

Ali, dokuz kardeşin en büyükleriydi, ancak kalabalık ve sıcak bir aile ortamına dair hatırlayabileceği pek fazla anıları yoktu. Kardeşleri ona ağabey olarak saygı duymamışlar ve annesi Ali’yi yeterince sevmemişti. Yetişkin olana kadar her zaman ailesinden dışlandığını hissetti.

Ali, her yıl, dört ay boyunca çobanlık yapıyordu.Bu işe 8 yaşındayken başlamıştı ve 18 yaşına kadar devam etti. Koyunları alıp dağa götürüyordu. Dağda koyunlarla yalnız kaldığı için de konuşacak birisine ihtiyacı oluyordu, işte bu zamanlarda konuşabileceği bir Tanrı kavramı oluştu onun yüreğinde. Bu Tanrı, Ali için bir arkadaş gibiydi. Ali, bu Tanrı ile uzun sohbetler ederdi. Çiçeklere, güneşe, kayalara ve yeşil bitkilere bakıp “Ne kadar güzel senin yarattığın şeyler” gibi sözler söylerdi. “Elmaya tat veren şey nedir?” gibi sorular da sorardı. Çünkü, Ali herşeyi yerli yerinde yaratan bir Tanrı olduğuna inanıyordu.

Ali 20 yaşına geldiğinde içkiye alıştı. 25 yaşında ise, artık bir alkolikti. Bazı zamanlar, sabahları erkenden içmeye başlardı. Eve gelince de küçücük sebeplerden karısını döverdi. Ali’nin çocukları da bu duruma tanık oluyorlardı ve çoğu zaman okuldan sonra eve gitmeye korktukları için bir arkadaşlarının evine gidiyorlar ve babaları uyuduktan sonra eve geliyorlardı. Ali alkolü bırakmak istedi, karısına böyle kötü davrandığı için kendisini suçlu hissediyordu. Suudi Arabistan’da alkolün yasak olduğunu duydu ve oraya gidip inşaat işinde çalışmaya karar verdi. Ancak Suudi Arabistan’daki ilk gecesinde alkol buldu ve içti.

Ali, alkol bağımlılığından kurtulmak umuduyla bu kez Mekke’ye gitmeye karar verdi ve kendi kendine şöyle dedi; “Yüreğimde bir karar verdim. Gerçek bir hacı olacağım. Gerçek bir Müslüman olacağım ve bu alkolü bırakacağım.”

Mekke’ye varışının ilk gecesinde Ali bir rüya gördü. Rüyasında, Hz. İsa, Ali’nin elini tuttu ve...

Bu heyecanlı hikayenin devamını öğrenmek istiyorsanız, lütfen ücretsiz “Düşten Öte” DVDsini isteyin!